|













| |
PARAZITLER
Mide ve barsak sisteminde yaşayan,hayvanın gıdasını
paylaşan veya çeşitli semptomlarla hastalık
oluşturabilen bir çok parazit mevcuttur.
Genel olarak parazitleri birkaç alt
başlıkta toplayabiliriz:
1- PROTOZOALAR :
Tek
hücrelilerdir:
a- Coccidialar (İsospora canis,
isospora felis)
b- Criptosporidia
c- Giardia canis (köpekde)
Giardia cati(kedide)
d-Toxoplasma gondii
a-Coccidialar :
Hiç
semptom olmadığı gibi, zayıflık,halsizlik,depresyon,
şiddetli ishal, kusma ve sonunda ölüm gibi
bulgularla da seyredebilir. İsosporalar genelde
ateşsiz hastalıklar oluştursalarda güçsüz,aşısız
yavrularda çok risklidirler.Özellikle viral
hastalıklarla beraber izlenirlerse ölüm
kaçınılmazdır.
b-Criyptospridia :
Kedi yavrularında genelde kronik bir ishalle
seyreder. Köpek yavrularında ise ani bir ishal
başlangıcı olur.Dışkı çok suludur,rengi değişkendir.
c-Giardia cati (KEDİDE):
Absorbsiyon bozukluğu vardır. Çok sulu ve kanlı
olabilir. Yağlı veya yumuşak bir dışkı da olabilir.
Kronikleşebilir.
Giardia canis (KÖPEKDE):
İshalle seyreder. Çok kötü kokulu sulu bir ishal
vardır.

Korunma:
Bu hastalıklar özellikle
güçsüz hayvanlarda ölüme sebebiyet verebilir.Bulaşma
çiğ et ve gıdalar vasıtasıyla yada kirli çevre ve
gıdayla kolayca oluşabilir. Bu nedenle sokakdan
alınan hayvanların veterinerce sağaltıma alınması
gereklidir. Dışkı muayenesi sonucu etken
yumurtalarının görülmesi tanıya yardımcı olur.
Hijyene dikkat edilmeli, çiğ gıdalar hayvanlara
verilmemelidir.
d- Toxoplasma gondii :
İNSANDA TOXOPLASMOZİS HASTALIĞI :
Son konak kedi ve kedigillerdir. Son konakda ergin form vardır. İnce barsak epitelleri ve
arakonakda yerleştiği yerlere yerleşir. Dışkı
yoluyla yumurtalar atılır.
Ara konak:
İNSAN ve Kedi ve
kedigiller dahil yaklaşık 300 omurgalı hayvan
(memeliler).
Arakonakda yerleştiği yerler ise, sinir hücreleri,
karaciğer,akciğer,kalp,iskelet kas hücreleri, yavru
zarları..Daha sonra doku hücreleri ,kalp kası,
iskelet kası, beyin, akciğer ve diğer dokular...
KLİNİK
BELİRTİLER:
Arakonak tarafından alınan
parazitin taşizoit formu hızla çoğalır ve içinde
bulunduğu hücreyi patlatır. Hastalığın şiddeti bu
tahribatın derecesiyle ilgilidir.Ağır bir
enfeksiyonda beyin,kalp,karaciğer akciğer zarar
görebilir.Ateş yükselebilir, lenf yumruları şişer.
AKUT TOXOPLASMOZİS adı verilen bu evre bazı
insanlarda ve hayvanlarda hiç bir belirti olmadan da
geçirilebilmektedir.
Kist evresinde,parazitler kist
içinde olduklarından hiç bir zarar vermezler,bu
dönemde klinik belirti yoktur. LATENT KRONİK EVRE
adını alır. Ancak kronik evrede AIDS (HIV,
FIV...)gibi immun sistemi çökertecek ağır bir
hastalık olursa arakonaktaki bu kistler açılıp
bradizoit form taşizoit forma geçebilir. O zaman
kistlerden çıkan parazitler zarar vermeye
başlayabilir yeniden.

İNSANDA TOXOPLASMOZİS:
Gebelerde Enfeksiyon: AIDS gibi bir
hastalık olmaksızın eğer kadın gebe kalmadan önce
toxoplazmosis ile herhengi bir şekilde enfekte olmuş
ve hastalığı önceden geçirmişse, bu hastalığa
bağışıktır.Anneye veya doğacak bebeğe hiç bir zararı
olmaz.
Parazitle daha önce hiç
karşılaşmamış bir kadın ise; ve gebelik esnasında bu
parazitle enfekte olmuş ise; o zaman parazit yavruya
geçer. Genelde fötus ölür ve düşük meydana gelir. Ya
da fötusda anomaliler gelişir: Canlı doğarsa bebek;
buna KONGENİTAL TOXOPLAZMOZİS denir. Annede genelde
düşük dışında başka semptom görülmez. Bebekde ise:
Deride kırmızı lekeler, döküntüler, beyin su
toplaası(hydrocephalus), sarılık, göz bozuklukları(
korioretinitis) görülebilir.Canlı doğum oranı
düşüktür.Canlı kalırsa da zeka geriliği veya göz
bozuklukları ile yaşar.
Amerika da yapılan araştırmada
doğurma çağındaki kadınların %30 u serolojik kan
testleri sonucu seropozitif bulunmuştur.Yani
hastalığı geçirmiş, bağışıklık kazanmışlardır.
Türkiye de kedi ile teması bulunan
bir çok insanın da bu hastlığa yakalanıp geçirmiş,
böylelikle doğal bağışıklık kazanmış olduğu
düşünülmektedir.
Yinede eve yeni kedi alınmadan
evvel,eğer gebe kalma ihtimali olan bir bayan varsa;
önce bu anne adayına labaratuvarda bu hastalık için
test yaptırılmalı, eğer test pozitif çıkarsa,
hastalığı geçirmiş ve bağışık olduğu kabul edilir ki
bu durumda kedi eve alınabilir.Ancak test negatif
çıkarsa;yani anne adayı henüz hayatında hiç enfekte
olmamışsa,bağışıklığı da yok demektir; bu durumda
veterinerce kadiye de özel kan testi yapılır.Kedinin
testi de negatifse eve rahatlıkla alınabilir.Kedi
hastalığı taşımıyor demektir.Ancak kedi
seropozitifse kedinin eve alınması çok doğru
değildir.Tedavi edilmeden alınmamalı.Ve doğum
sonrası beklenmeli veteriner hekim ve beşeri hekimce
karar verilmelidir.
Diğer normal (gebe olmayan
kadın,insan,çocuk vb.) çoğu olayda
semptomsuzdur.Enfekte insan enfekte olduğunu bile
anlamadan bu hastalığı geçirir ve bağışıklık
gelişir. Bazen de hafif geçirir: lenf yumrusu şişer,
keyifsiz,bitkin,boğaz ağrısı, depresyon,ateş
olabilir. Aylar süren lenf yumrusu şişmesi nadirdir.
Geçer.
2-HELMİNTLER: SOLUCANLAR:
Mide barsak kurtları: a- Kancalı kurtlar:
Ancylostoma caninum (köpekde)
Uncinaria stenocephala(köpekde)
Ancylostoma tubaeforme (kedide)
b-Askaritler: Yuvarlak solucanlar: Toxocara canis (köpekde)
Toxocara leonina(kedi)
Toxocara cati(kedi)
c.Trichurus
vulpis: Kıl kurtları (kedi ve köpekde)
Enfekte gıda veya anne sütü yada
sahibinin eli yoluyla kedi yada köpeğin vücuduna
giren bu parazitler vücutta 15 gün kadar bir kuluçka
dönemi geçirdikten sonra üremeye başlarlar.Bundan
sonra da dışka yoluyla yumurta atarlar.
a-Kancalıkurtlar kancaları ile
barsak mukozalarını tutunarak kan emdiklerler.Dolayısıyla bu pararazir hayvanda kanlı
bir dışkı,kötü koku yaratır. Hayvanda genel bir
halsizlik,solgunluk ve zayıflama hali vardır.
b-Askarit:
İshal,karın
ağrısı,büyümesi gibi şikayetler yaratır. Karın
normalden şişkindir.Barsak
tıkanması,yırtılması,siniri sisteminde hasar, ve
ölüm ile sonuçlanabilir.
c-Kıl kurdu: İshal,kanlı dışkı gibi
semptomlarla seyredebilir. Anemi,gelişme geriliği
ortaktır.
KORUNMA: Paraziter dışkı
muayeneleriyle teşhis edilip veteriner hekimce
sağaltılır.

3-TENYALAR: ŞERİTLER: YASSI
SOLUCANLAR:
Her tür hayvanda asalak olarak
yaşayabilen tenya çeşitleri mevcuttur. Etçiller
genelde bu parazitler için son konaktırlar. Otçul ve
hem etçil hem otçul hayvanlar için ise bazen konak
bazen arakonakçıdırlar (türlere göre sabit). Son konakda ergin form bulunur. Ergin form son
konakçının dışkısıyla yumurtalarını dışarı atar. Son
konakla temas eden veya son konağı bir şekilde yiyen
canlı(arakonak) parazit yumurtasını veya larvasını
almış,enfekte olmuş olur. Genelde arakonak zarar
görür. Parazit son konakçısına çok zarar vermeden
yaşar. Ergin form 10-20 cm. kadar boyundadır.
Arakonakçıda yaşayan araformların
zararları: Barsak duvarını delerek büyümesine devam
ederken kan ve lenf yoluyla yayıdığı için barsak
mukozasını irkiltir, sindirim kanalını,
peristaltğini bozar, gelişme geriliğine yol açar.
Bazen toksik etkiler yaratabilir. Doku ve lenf
sıvılarıyla beslenerek canlının besinine ortak olmuş
olurlar.

a- Taenia psiformis,T.
multiceps,T.hydatijena, T. ovis, T. multiceps, T.
serialis,
T.teniaformis, T.krabbai.
b- Diphylidium caninum
c-Echinocochus granulosus,
E.multilocularis
a- Taenia psiformis ve bu gruptaki tenyaların
erişkinleri son konak dediğimiz köpek ve kedilerde
yaşarlar.
Ara formları olan sistiserkler ise
fare,sıçan,tavşan, bazıları için koyun,keçi, sığır,
gibi hayvanlarda çok da zarar vermeden yaşar ve son
konak dediğimiz hayvanlarca vücutlarına alındıktan
sonra orada gelişim göstererek ergin forma
ulaşırlar.Son konak olan kedi ve köpek bu
parazitlerle enfekte ise gelişim gerilikleri ileri
safhada olmadıkça sadece görüntüde tüylerin matlığı
gibi çok da belirli olmayan semtomlar yaratırlar.
Dışkı muayenesinde yumurtaların izlenmesiyle kesin
teşhise gidilir.
b-Dipylidium caninum: Bu parazitin ara konakçısı,
kedi -köpeklerin bit ve pireleridir. Pirenin
vücudunda gelişen sistiserkoidler, pirenin son
konakça ( son konaklar : kedi, köpek, tilki,sırtlan
ve bazen insan ) yenmesiyle son kokağın ( kedi ,
köpek vd.) vücudunda gelişimini tamamlar. 3 hafta
içinde ergin tenya olur. 15-70 santimetre
uzunluğunda en çok rastlanılan tenya türüdür. Genç
hayvanda çok sayıda olduklarında sürekli ishal ve
bazen ilerde kabızlık,zayıflık vb. ye yol açabilir.
Çok sayıda parazit bir çeşit toksin yayarak
arakonakçısında sinirsel bozukluklara da neden
olabilir.( epileptoidnöbetler, konvulsiyonlar, kusma
vb.) Anal sifinkterde kaşınma, yere popoyu devamlı
sürterek anal kese yangısına da neden olabilirler.
Kedi ve köpekte düzenli pire ilaçlaması ve
gerektiğindeantiparaziter kullanımı ile hastalıktan
korunulabilir.
Pire mücadelesi şarttır.
c- Echinocochus granulosus ve
KİST HİDATİK HASTALIĞI :
Son konak köpek,tilki,kurt,çakalda
yaşayan ergin parazit 2-6 mm boyundadır.İnsanın da
içinde olduğu arakonaklar ise: koyun, keçi, sığır,
at , domuz ve diğer otçullarda kistler oluşturarak
büyük zararlar verebilir. İnsan için en tehlikeli
hastalıklardan biri olan KİST HİDATİK bu parazitce
oluşturulur. Son konak olan hayvanda gelişimini 5-8
haftada tamamlanır ve yumurtalarla vücuttan atılır.
Köpek eğer bu paraziti taşıyorsa dışkıyla atılan
yumurtalar,yalanırken tüylerine bulaşabilir.Dışkı
yada tüyle bu paraziti vücuduna alan insan
hastalanır. Son konak olan köpeğe hiç bir zarar
vermezken,ara konak olan insan zarar görmektedir. Bu
nedenle bu parazitten korunmak için köpek 2 ayda bir
düzeli olan ilaçlanır.KİST iğnesi olarak bilinen
praperatlar aniparaziter ilaçlardır.Ve insan
sağlığını korunması için uygulanmalıdır. Düzenli
ilaç uygulanan köpekde bu parazit kesinlikle
yaşayamaz. Köpeğiniz aşılama programına uyuyorsa hiç
bir riskiniz yoktur. Son konak olan köpekde parazit
yoksa tüylerde de parazit olmaz,yaşamaz ve köpek
insanda KİST HİDATİK hastalığını oluşturamaz.

Echinococus
multilokularis ve MULTİLOKULER KİST HİDATİK
HASTALIĞI :
Parazitin gelişimini sürdürdüğü
arakonaklar insan da olmak üzre, fare ve diğer
kemirici hayvanlardır. Son konak ise kedi,köpek,
tilki, sırtlandır. Son konak için zararı yoktur.
İnsan eğer kedi ve köpekte bu parazit varsa tüy yada
dışkısının ağız yoluyla alınması suretiyle enfekte
olurda MULTİLOKULER KİST HİDATİK HASTALIĞI' na
yakalanır.
Karaciğerde kistler meydana gelir. Bu parazit için
de aynı şekilde 3 ayda bir tekrarlanan KİST İĞNESİ
olarak bilinen DRONCİT iğnesi (veya muadili
PRAZUQUANTEL ETKEN MADDELİ İLAÇLAMA) uygulanır.
Düzenli olarak aşılamaları tekrar edilen hayvanların
insan sağlığına hiç bir zararı olmaz. Bu nedenle
KİST iğnelerinin yapılması çok büyük önem
taşımaktadır.
Bu parazit dahil bir çok parazit
fare,kuşun yenmesi yoluyla veya yine kedi ve köpeye
verilen yıkanmamış sebze,meyve, yiyecek,su, pişmemiş
et ve sakatat yoluylaköpek ve kediye geçebilir,
Çiğ sakatat, et, yıkanmamış sebze ve meyveden insan
direk yolla da parazitlerle enfekte olabilmektedir.
Bu nedenle hayavanlara verilen gıda dahil kendi
gıdamızın da hijyenine dikkat etmeliyiz.Evde kedi
köpek beslemesek de bu hastalıklara yakalanabiliriz.
Eve alınan hayvan mutlaka önce
veteriner kontrolüne alınmalı,ilaçlamaları
kesinlikle veteriner hekim önerisi doğrultusunca
uygulanarak devam ettirilmelidir.
|
|
|
|